Ana Menü

   

Döviz Kurları

 

Dolar: 1,501 YTL
Euro : 1,934 YTL

 

İstatistikler

 
Aktif Ziyaretçi
Bugün Tekil34 
Ayrıntı
 
 

 Kentimizde Deprem Gerçeği... Şube Başkanımız Doç.Dr. Halim Ceylan'ın Basın Açıklaması

KAMUOYUNA

 

Büyük bir bölümü deprem tehlikesi altında olan ülkemizde son 20 yılda meydana gelen 1992 Erzincan, 1995 Dinar, 1998 Adana-Ceyhan, 1999 Kocaeli, 1999 Düzce, 2002 Afyon, 2003 Bingöl depremleri ciddi mal ve can kaybına yol açmıştır.

 

Ülkemizde yaşanan depremlerin büyük hasarlara neden olmasının en önemli nedeni, binaların çok büyük bir kısmının, hangi yılda yapılmış olurlarsa olsun deprem etkileri dikkate alınmadan ya da gerekli mühendislik hizmetini almadan tasarlanmış ya da yapılmış olmalarıdır. Bu açıdan bakıldığında mevcut binalarımızın neredeyse tamamı gerekli deprem dayanımına sahip değildir. Son dönemde gerek deprem bilincinin artması gerekse Deprem Yönetmelikleri’nde öngörülen depreme dayanıklı tasarım koşullarının dikkate alınması ile geçmişe nazaran deprem dayanımı daha yüksek yapılar inşa edilmektedir. Ancak mevcut yapı stoğu içerisinde deprem dayanımı yeterli olmayan binalar çok fazladır. Bu nedenle gelecekte meydana gelecek ve yerleşim bölgelerini etkileyecek depremlerde deprem zararlarının ortaya çıkma ihtimalinin az olmadığı tüm kamuoyu tarafından bilinen bir gerçektir.

 

Elazığ’da yaşanan M=6.0 büyüklüğündeki depremde ortaya çıkan mal ve can kayıpları da, ülkenin her bölgesinde mevcut yapı stoğunun yetersizliğine bağlı olarak her an can ve mal kayıplarının yaşanabileceğini bir kez daha ortaya koymuştur.

 

Türkiye’deki mevcut yapıların durumunu belirlemek için yapılan bilimsel çalışma ve araştırmalarda ortaya çıkan ortak kanaat, yapıların önemli eksiklerinin bulunduğudur. Yapılarda deprem dayanımı açısından gözlenen en önemli eksiklikler beton ve donatı kalitesinin yeterli olmaması, betonarme elemanlarda yeterli donatı sargılamasının yapılmaması, binalarda yumuşak kat ve kısa kolonlara sıklıkla rastlanması ve birleşim bölgelerinde kuvvetli kolon-zayıf kiriş koşulunun sağlanmamasıdır.

 

Deprem hasarlarının azaltılabilmesi için halkımızın deprem bilincinin artması, inşaat mühendisliği mesleğinin öneminin kamuoyu tarafından değerlendirilmesi ve bina tasarımında ve yapımında mutlaka inşaat mühendisliği hizmetinin alınması gerekmektedir. Bununla beraber, mevcut binaların deprem performanslarının belirlenmesi çok önemlidir. Özellikle yıkılma veya ağır hasar görme riski yüksek olan binaların güçlendirilmesi, eğer güçlendirme işlemi ekonomik olarak verimli değilse de yıkılarak yeniden yapılması depremde en etkili zarar azaltma önlemidir.

 

Birinci derece deprem bölgesinde yer alan Denizli ilimizde de, mevcut yapı stoğunun, Türkiye’de genel olarak gözlenen eksiklikleri barındırdığı yapılan bilimsel çalışmalarla çeşitli zamanlarda ortaya konmuştur.

 

Denizli’de TÜİK tarafından en son 2000 yılında yayınlanan bina envanter raporuna göre, incelenen 42000 civarında binanın 7100 adedinin 4 ve daha yüksek katlı olduğu, bunlardan yaklaşık 4100 adedinin ise 1990 yılından önce yapıldığı belirtilmektedir. İncelenen binalardan 14000 tanesinin ise yığma yapı olduğu tespit edilmiştir. Depremlerde özellikle orta ve yüksek katlı betonarme binalar ile yığma binaların hasar gördüğü bir çok bilimsel çalışmada vurgulanmıştır. Bu açıdan bakıldığında, kentimizde mevcut bina stoğunun değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması için yapılan çalışmaların hız kazanması gerektiği açık olarak görülmektedir.

 

Kamoyuna saygıyla duyurulur.

 

Doç.Dr. Halim CEYLAN
Denizli İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı
 
 

Üye Girişi

 


E-Mail:

Parola:



Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum

 

Önemli Bilgiler

 

Teknik Bilgiler
Muvafakatname Örneği
2010 Yılı Birim Maliyetleri
Fenni Mesullük Hizmet Sözleşmesi
2010 Yılı Asgari net ücret
Mesai Saatlerimiz
Proje Denetim Formu

 

Hava Durumu

   
 
 
 


  TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI DENİZLİ ŞUBESİ - Tüm hakları saklıdır.

      Web Tasarım & Programlama Detay Bilişim Web Hizmetleri